Heyy BEN BURCU YAZDIĞIMI GÖRÜYOSAN BENİ ARA KONUŞALIM BOŞALTİM SENİ :))
NUMARAM: 0035 351 57 32

köye gitmemle başlamıştı olaylar

Aslen Erzincan’ın bir köyündeniz. Benim yaşım onsekiz. Liseyi bu yıl
bitirdim, hem de iyi bir dereceyle. Adım Cemal. İlkokulu bitirdikten
sonra babam anneme “Çocuğu okutabilmek için İstanbul’a gitmemiz gerekli”
demiş ve sonunda buralara geldik. Evimiz Çapa’da. Babam evimize yakın
bir dükkanda kasaplık yapıyor. Ne de olsa Erzincanlı. Doğu’dan özellikle
Erzincan’dan bir çok tanıdığı celep ve kasap var. Yani anlayacağınız
sonunda babamın ısrarlarına dayanamadım ve ona “Tamam köye gitmeye karar
verdim” dedim. Babam çok sevindi ve bana “Orda iyice kendine gel ve
üniversiteye kendini iyice hazırla” dedi. Ardından da “Zaten babaannen
ve amcanlar bizim sana baktığımızdan daha da iyi bakarlar ve bir
dediğini iki etmezler” dedi. İşte sizlere yazmaya karar verdiğim olay da
benim köye gitmemle başladı. Babamla konuştuktan üç gün sonra yola
çıktım. Erzincan’a gelince köydeki amcamları telefonla arayarak
geldiğimi haber verdim. Ancak onlara “Bu gece burada dayımlarda kalıp
yarın orada olacağım” dedim ve dayımlara gittim. Biraz hasret
giderdikten sonra onlara “Çıkıp dolaşmak ve de bazı arkadaşlarımı görmek
istiyorum” dedim. Hilmi dayım kalender adamdı ve “Dolaş yeğen dolaş.
Ancak eve fazla geç kalma ki, akşam birlikte sofraya oturalım” dedi. Ona
“Tamam dayı” dedim. Onların evinden ayrılarak şehir merkezinde bir
kafeye gidip oturdum. Kafe hayli kalabalıktı. Giysileri ve tavırlarından
anladığım kadarıyla büyük şehirlerden gelip buradaki üniversitelerde
okuyan erkekler ve kızlar vardı. İçimden “Keşke bende onlar gibi
üniversiteyi kazanıp üniversiteli olsam” diye aklımdan geçirdim. Bu
arada garson yanıma gelerek “Ne içersiniz?” dedi. Doğulu olup da çaydan
başka bir şey içilir miydi? Garsona “Bana bir çay” dedim. Yanımdaki
masada ise kızlı erkekli yedi sekiz kişi vardı. Garson çayı getirdikten
sonra, şekeri kıtlama yaparak içmeye başladım.

Bu arada yanımdaki masada oturan esmer, ufak tefek ancak yüzü çok güzel
kız “Siz çayı hep böyle mi içersiniz?” dedi. Ona döndüm ve gülümseyerek
“Ben Erzincanlıyım. Yıllardır çayı biz böyle içeriz. Anlayacağınız böyle
alıştım gitti” dedim. Kız “Bende bir iki ay denedim ama inan ki çaydan
hiç zevk almadım” dedi. Onunla konuşmaya başlayınca arkadaşları da
“Böyle gel birlikte oturalım” dediler. Ordan burdan derken, liseyi
İstanbul’da bitirdiğimi ve köye dinlenmeye geldiğimi söyledim.
İstanbul’dan Çapa’dan geldiğimi söyleyince, bana kıtlama çay içemediğini
söyleyen ve adı Gülsen olan kız derin bir iç çekti ve “Biliyor musun
Cemal, ben İstanbulluyum ve evimiz de Bakırköy’de” dedi. Gülsen bir anda
hüzünlendi ve neredeyse ağlayacak hale geldi. Anlaşılan uzun zamandır
İstanbul’a gitmemişti ya da İstanbul’da sevgilisi falan vardı. Ben ilk
anda öyle düşündüm. Gülsen’in yaşı ise herhalde 22 veya 23 gibiydi.
Gülsen burada tuttukları bir evde üç arkadaşıyla birlikte kalıyormuş.
“Eviniz nerede?” diye sorunca bana eliyle “Şu caddenin aşağısında” dedi.
Tam isabetti. Çünkü dayımların evi de oradaydı. Ona “Benim bu gece
kalacağım dayımların evi de orada” dedim. Bir iki saat kadar hep beraber
oturduk ve masadan yavaş yavaş öteki arkadaşlar kalkıp gitmeye
başladılar.

Gülsen bana dönüp “Hadi bizde kalkıp eve gidelim” dedi. Ona “Olur”
derken gözlerimi ondan ayıramadım. Kendisine dikkatlice baktığımı fark
eden Gülsen, “Cemal beni çok mu beğendin?” deyiverdi. Şaşırmıştım ama
kendimi çabuk toparlayarak “Evet, bunda ne var ki? Sen çok güzel bir
kızsın” dedim. Benim açık ifadem herhalde onu etkiledi ki “Gerçekten
beni güzel mi buluyorsun?” diye tekrar sordu. Ona tekrar “Evet” dedim.
Ana caddeden aşağıya doğru yürürken bu kez o gözlerini yüzüme dikti.
Derken bir anda elimi tuttu ve sıkmaya başladı. İşte şimdi ben tam
manasıyla şaşırıp kalmıştım. Eli alev alev yanıyordu ve giderek de daha
çok sıkıyordu. Bu kez ben parmaklarımı parmaklarına geçirdim ama yüzümün
de kıpkırmızı olduğunu hissettim. Dakikalarca yürüdük ve ondan ses
çıkmadı. İkimiz de halimizden memnunduk ve bedenimi giderek onun
sıcaklığı sardı. Parkın önünden geçerken, “Cemal biraz oturalım. Sana
söyleyeceklerim var” dedi. Yeni tanıdığım biri bana ne söyleyebilirdi
ki? Oturduk ve bana açık açık “Seninle birlikte olmak istiyorum. Çünkü
şu anda benliğim de, duygularım da bana “Onunla birlikte olmalısın
diyor” dedi. Ona “Peki” dedim ve “Ama nerede?” diye de ekledim. “Hadi
bizim eve gidelim” dedi. El ele onların eve gittik.

Bir arkadaşı vardı ve onu hemen evden gönderdi. O kız gider gitmez gelip
benim dudaklarıma yumuldu. Hızla elini sikime atarak kavradı ve hamur
yoğurur gibi sıkmaya ve de ovalamaya başladı. Elini sikimden bir ara
çekti ve hızla soyunarak çırılçıplak kaldı. Ardından bana “Hadi sende
soyun” dedi. Benim yavaş davrandığımı görünce kırıtarak yanıma geldi.
Beni soymaya ve soyarken de yalayıp öpmeye başladı. Böylesini ilk kez
yaşadığım için ne yapacağımı bilemiyordum. Fakat işin sonunu tahmin
ediyordum. Herşey olacağına varırdı ve hemen onu yatağına yatırarak
üstüne çıktım. Memelerini elime alarak “Şapurr, şupurrr!” öpmeye ve
sıkmaya başladım. Sikim ise otuzbir çektiğim zamanlardan daha da kocaman
olmuştu. Birden bire onu tutan Gülsen, ağzına götürerek emmeye ve
“Mmhhh, mmhhhh!” yapmaya başladı. İkimiz de çırılçıplaktık ve birden
bire onun kız olup olmadığı aklıma geldi. Aniden yavaşladım ve o ne
söyleyeceğimi anlamış gibi “Korkma, korkma ben kız değilim. İstediğini
yap” dedi. İyice kendimden geçtiğim için onun altına bulduğum büyük bir
yastığı ittirdim ve amını tabak gibi ortalık yere çıkartarak ardında da
yarağımı amına sürttürmeye başladım. Fırçadan iyice hoşlandığı belli
olan Gülsen, sikimi kavradı ve amının deliğinin üstüne getirerek “Hadi
bakalım, bana onu yerleştir” dedi. Kendimden geçmek üzereydim ve onun
dediğini yaptım. Sikim kaşla göz arasında onun amından içeri girdi ve
“Tak!” diye dibini buldu. İçim ürpermişti ama yaşadığım ve aldığım zevk
bambaşkaydı. Çıkartıp çıkartıp ona soktukça, “Ahhhhh, ohhhhh!” diye
inliyordu. Bense durmak bilmeden onun amına sokuyordum. Ancak öyle bir
an geldi ki, içim ve bedenim tirtir titremeye, ardından da kasılmaya
başladı. Üç beş dakika sonra ise ikimiz birden bağıra çağıra boşaldık.
Az sonra altımdan ok gibi fırladı ve banyoya gitti. Geldiği zaman
yüzünde sanki güller açmıştı. Bana “Sen bayağı güçlü bir erkekmişsin”
dedi. Bu benim gururumu okşadı ve bende ona “Sende çok iyiydin” dedim.
Akşam olmak üzereydi ve ben durumu ona anlatarak tekrar buluşmak üzere
evlerinden çıkıp hemen yakındaki dayımların evine gittim. Onunla bir çok
kez birlikte oldum. Ancak tatil bitip ben İstanbul’a dönünce aklım onda
takılı kaldı ve ben hala onu düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir